Haber

İmamoğlu: Böyle giderse İstanbul’un dönüşümünü 100 yılda bitiremeyiz.

Habertürk yayınına katılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, deprem bölgesindeki çalışmalarını ve İstanbul’da olası bir afet hazırlıklarını anlattı.

İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

PARA EVDE DEĞİL: Hepimize iyi şanslar. Ne yazık ki bazen tanım yapmakta zorlanıyorum, insanımızı kaybettik ama bir gerçek var ki, insanımıza hep birlikte yanlışlar yaptık. Onları meskende değil, tabutlarında tuttuk. Şunda ısrar edeceğim; çünkü bu hatadan her zaman birlikte dönmeliyiz.

HİÇBİR BAKANLIKLA İRTİBATA GEÇMEDİK: 23 gündür yaptığımız şey o bölgenin ihtiyaçlarına odaklanmak ve İstanbul depremi için seferberlik planı ile ilgili yönetici ekibimize talimat verdim. Sürece dahil olduk, hiçbir bakanlıkla bağlantımız olmadı. İkinci Hatay ziyaretimizde yeterli diyalog kuramadık. Hatay’da bir büyükşehir belediye başkanımız var. Hayatını kaybeden işçiler oldu. Ayağa kalkıp tam ortasında bulan belediyelerden bir düzenleme beklemek çok zordu. Bu vesileyle AFAD ile yüz yüze çalıştık. Onların yönlendirmesiyle hareket ettik, AFAD bu işin çatısıdır. Diyalog kopukluğunun olduğunu gördük. Arkadaşlarımız muhatap bulamadı. 7 gün sonra ikinci gidişimde AFAD merkezine gittim. Sorumlu vali ile görüşmek istediğimiz için arkadaşımızı gönderdim ama açıkçası herhangi bir cevap alamadık. Kesin bir randevu alamadık. Yine de AFAD’a gittim. Görüşmede bir vali ve Sağlık Bakanı olduğunu söylediler. Kapıyı açtık, içeri girdik, yaklaşık bir saat konuştuk. ‘Sizin koordinasyonunuzla çalışmak istiyoruz’ dedim.

KIZILAY OLAĞAN BÜTÇESİNİN BÜTÇESİ: O saatten sonra arkadaşlarımız da AFAD’ın uyum toplantısına katılmaya başladılar. 7 gün sonra. Arkadaşlarıma ‘AFAD’ın belgesini verin’ dedim. Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla güçlü bir genelge yayınlandı. Örneğin Cumhurbaşkanlığı’nın talebi üzerine askeri kargo uçakları da dahil olmak üzere tüm kuruluşların hava, deniz ve kara araçları gecikmeksizin görevlendiriliyor diyor. Kurumun yapısında ve genelgede bir sıkıntı yok. Daha fazlasını söyleyebilirim. Kızılay ile herhangi bir diyalog arayışı içinde olmadık. Kızılay denilince aklınıza ne geliyor? Bu tür afetlerde çadırı sağlayan, kan ihtiyacını sağlayan, birliklerini bölgeye gönderen odur. Ancak Kızılay’ın nasıl küçüldüğünü hepimiz biliyoruz. Bugün Kızılay’ın olağan bir bütçesi var. Az önce AFAD ile iletişim eksikliğini anlattım. Mansur Yavaş Bey’in yaşadıklarına daha birçok parça ekleyebiliriz. Bürokrasi bu ülkede siyasetten izin almadan konuşabilir mi? Konuşamamaya binlerce örnek verebilirim. Beyin sarsıntısıyla ilgili 6., 7. toplantımız. Neden resmi unvana sahip biri katılmasın? En önemli Kızılay İstanbul Başkanı o çizgiyi temsil etmeye geldi.

GÜN GELİYORSA SAAT VE DAKİKA SÖYLÜYORUM: Maraş’a gidişimin 3. günüydü. Yolculuğumuzun yüzde 80’inde telefonla konuşmak mümkün olmadı. Adıyaman, Maraş merkez dahil. Bu çok talihsiz. Verici istasyon olarak çalışabilen taşınabilir cihazlarımız var. Bir enkazın başında sûrem yapılır yapılmaz o enkazdan atılan broşürler oradaki insanların hayatta olduğunu anlamış ve hızla oraya varmışlar. Telefon görüşmesi yapmak için bağlantı kurulamadı. Mümkün olduğunca AFAD’a uğramaya çalıştık. Yanılmıyorsam başkanımızla uğradığımızda 3 vali vardı, oturduk konuştuk. Bilgi aldık ve dileklerimizi ilettik. AFAD toplantısında bir yerde açıklama şöyle: ‘Her enkazda insanımız var, her şey bu şekilde, bu şekilde’. Abi biz ordan geliyoruz yapma böyle Vatandaşla konuşmuyorsunuz, ana muhalefet partisinin lideri var, belediye başkanları var. ‘Oturup görüşelim, böyle sorunlar var’ demeleri gerekirdi. Dudaklar kapalı, diller kilitli. Bu açık ve somut bir durumdur. x felakette koştuğumda 2-2.5 saat konuşamazdık, talimat gelince ondan sonra konuşmaya başladık. Şimdilik isimsiz konuşuyorum, günü gelince size saati, dakikayı, her şeyi anlatacağım.

‘İMAMOĞLU KONUŞUR MU DEĞİL Mİ?’ TARTIŞILDI: Mesele sistemdir, rejimdir. Her konuda üstten izin almak caiz midir? Bu şehirde Rum vakfının hastanesinin yangınını biz söndürdük. Cumhurbaşkanı danışmanı, ‘Cumhurbaşkanı’nın emriyle yangını söndürdük’ dedi. Bu bir rejim ve sistem meselesidir. Bugün İstanbul Deprem Seferberliğini duyurduk. Nisan ayında İstanbul’da Afet Eylem Planı’nın nasıl uygulanması gerektiğine de hazırlanıyoruz. Elbette AFAD da yapacak. AFAD’da Ekrem İmamoğlu’nun konuşup konuşmaması tartışıldı. Ekrem İmamoğlu, AFAD’ın İstanbul’daki toplantılarına davet edilmedi. İBB, Hatay’a 5 bin 402 personel görevlendirdi. Şu anda orada yaklaşık 2.000 çalışanımız var. Gereksinimler değişti. Çadır, yemek, sağlık ve hijyen şartlarına koşuyoruz. İlaçlamadan çöp toplamaya kadar. İSKİ ekibimiz su temini konusunda Hatay’ın su idaresi ile yoğun bir şekilde çalışıyor. Şu anda cerrahi operasyonlar yapabilen bir sağlık birimimiz var. 15 bin ekmek üreten seyyar fırınımız var. Bölgeye 558 tır yardım ulaştırdık. Bunların çoğu Hatay’da düzenlendi.

VAKFI 7 YILDA AÇTIK: Sayın Cumhurbaşkanı ‘Bunu engellediniz, bunu engellediniz’ diyor. İstanbul sorununa samimi iseniz kurulu kurun biz de ona tabi olalım. Kim o kapıdan girerse diğer kapıdan analizli çıkar. 80’li yıllarda kurulan, 2015 yılında Beylikdüzü’nde 5 bin konutluk kooperatifi ele alalım, adı Siteler. Göreve gelir gelmez meclis kararlarını aldık ve süreci başlattık. 7 yıl sonra temellerini atabildik. Bu sistemsizlik 7 yılda 1300 konutun temelini atmamızı sağladı. Böyle devam edersek İstanbul’un dönüşümünü 100 yılda bitiremeyeceğiz.

İSTANBUL’UN ÖNEMLİ TARANMASI: Umudum asla bitmez. Koşarak masaya katılacağım. Ne gerekiyorsa yapacağım. Hafta sonu İstanbul’da yaptığımız toplantının ardından bazı stratejiler belirledik. Öncelikle tespit çalışmaları güçlenerek devam etmelidir. AFAD’ın Şehircilik Bakanlığı temsilcilerinin artık sabırsızlıkla beklediğini duyduk. Açıkçası bundan dolayı mutluyuz. Bir kısmı da ilçe belediyelerine devredilecek. Önemli olan İstanbul’u taramak. Yüzde 35 oranında başarılı olduk. Şu an 120 bine yaklaştık, ‘binamıza gelin’ diyorlar. Sokağa çıkıyorum, 10 kişiden 7’si ‘Gel bizim binaya bak’ diyor. Şimdiye kadar 2000 öncesi binaların kapılarını çaldık. Silivri’den başladık. Fay hattına yakın bölgelere odaklandık. Zemini zayıf ve eski yapı stoğuna sahip binalara ağırlık verdik. Ana hedef budur.

15 BEYLİKDÜZÜ ANLAMI: İstanbul’da kalkıp depremden sonra toplantıdan bir gün önce İstanbul’un kuzeyinde belirlediğimiz bölgelere 1.5 milyon konutu taşıyacağız deseniz biz de Bakanlık olarak size subhanallah deriz. 1.5 milyon konut demek 15 Beylikdüzü…

KARLI VATANDAŞIMIZA SAĞLAMAK İSTİYORUZ: İstanbul’da güçlendirilecek binalar hakkında bir geziye çıkıyoruz. Biz bunun tek merkeziyiz, yeni bir şey icat etmedik. Aslında İstanbul’da takviyeler yapılıyor ama biz bunu bir seferberliğe dönüştürmek istiyoruz. Bir garanti merkezimiz olmamasını istiyoruz. Tüm şehircilik grubumuza KİPTAŞ odağında güçlendirme birimi kurmalarını söyledik. Bu birim başvuruları alsın ve güçlendirilip güçlendirilemeyeceğini belirtsin. Lisanslı gruplarla iletişime geçiyoruz. Ben bile bu işin hammaddesini üretenlerle görüşüyoruz. Daire başı maliyetin 250-300 bin lira arasında olduğu belirtiliyor. Takviye detayına göre artabilir. Bunu da kârsız vatandaşlarımıza sunmak istiyoruz. Çok uzun olmamak kaydıyla taksit imkanı sunmak istiyoruz.

AİLELERE İKİ TABAN FİYAT ALTINDA VERİYORUZ: Aynı evde ikiden az asgari geliri olan hanelere böyle bir fırsat sunmak istiyoruz. Sadece ödeme açısından değil, her vatandaş için adil olmasını istiyoruz. Diyelim ki 1 milyon liraya ihtiyacınız var. Kotayı gelir düzeyine koymalıyız. İki taban fiyatın altındaki herkes. Bu teklif Ocak ayında İBB Meclisi’ne gönderildi. Şu anda mecliste, çıkmasını bekliyoruz. Ayrıca kiralama ekimizi de gönderdik. Kentsel dönüşüm evlerine devletimizin verdiği kiranın tam 3 katını ödüyoruz. Sadece ev sahiplerini değil, kiracıları da destekleyecek şekilde, çünkü bir an önce boşaltmaları gerekiyor. 1 milyon vereceğimiz vatandaşlarımızın menfaatlerini taahhüt ediyoruz. Kolayca ödeyebileceği seviyeye getiriyoruz.

EŞYALARINI 10 YILDA TAŞIYAMAZSINIZ: Beylikdüzü ve çevresi 80’li yıllarda uydu kent olarak tanımlanıyordu. Şu anda orada 3,5 milyon insan yaşıyor. Bakırköy eski Bakırköy değil. Ayameme, Çınçın Deresi aşırı kalabalık. Bırakın yeni ev yapmayı, 15 milyon evin eşyasını taşımaya kalksanız 10 yılda taşıyamazsınız. 1.5 milyon konutu nereye taşıyorsunuz? Kuzey ormanlarını yok edecek miyiz? Yeni yerleşim yeri yapıyorum dersen İstanbul’u 40 milyon yaparsın. Biz kuraklıktan susuzluktan bahsederken İstanbul’da 20 milyonu, Marmara bölgesinde 30 milyonu yığdık. Böyle devam edersek İstanbul bize diz çöktürür biliyor musunuz? (HABER MERKEZİ)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

--
Başa dön tuşu